TFF beklenen pek çok açıklamayı peş peşe yaptı. Ve benim için hiç sürpriz olmayacak bir yere getirdi Türk futbolunu.
Haa, bu işin içinden çıkılmaz mı? Elbette çıkılır. Biraz daha kıyakçılık, bolca ayakçılık. Baktın olmadı, bir güven oylaması. Bir tepeden dayatma yeni başkan HASAN HÜSEYİN talimatı. Hoop bir bakmışız, yeni TFF başkanı mesela tüpçü ve inşaatçıdan sonra gofretçi olmuş. Veya otelci. Fark eder mi?
Aslında çok yakın tarihte sonun başlangıcı pandemi süreciydi. O dönemde bir dediğinin diğerini tutmaması, her söylediğini yalanlar icraatlar gerçekleştirmesi Nihat Abi’yi zaten bitirmişti. Öyle ya, seyircili, yok seyircisiz. Oynatacağım, yok vazgeçtim.
Ve son olarak ne olursa olsun oynatacağım diyerek insan sağlığını hiçe sayarak oynatması. Sonra rezalet bir 8 hafta, sonunda tatsız bir sezon finali.
Sonra komikler ötesi bir yabancı kararı. Daha da içler acısı trajik bir küme düşmeme kararı. Peki play-off’la çıkamayanların kabahati ne? Küme düşen takımlara puan kaybeden şampiyonluk yarışçılarının günahı ne? Hatta Muslera’nın günahı ne? gibi onlarca havada kalan soru. Ama biz yaptık oldu rahatlığı ve çirkinliği.
Ve en son açıklanan harcama limiti. En sonda söyleyeceğimi başta söylemek isterim. Bence kulüp idarecileri bu işi bilmiyor ve kesinlikle harcama limit olmalı, ancak el insaf kardeşim nasıl aynı ligde üç aşağı beş yukarı aynı gelire sahip takımların biri 400 küsür milyon tl limite sahip olurken diğeri 100 küsür milyon limite sahip olur. Her işin bir mantığı olur. Tabii ki TFF’nin finans uzmanları bunu da açıklarlar ancak hani bir laf var ya ” Ateyizler bunu da açıklasın” o hesap işte.
Çok ters geliyor bana bu iş. Sanki başka hesaplar varmış gibi geliyor. Sanki tamam futbol sadece futbol değil ama artık futbol çok az futbolmuş gibi geliyor. Çoğunluğu siyasi rant ve beka kaygısı gibi geliyor. Geliyor da geliyor. Sonra aklıma hep tribünler geliyor. O çok sesliliğin önüne bir türlü geçilemediği tribünler. Çok çabuk alevlenip, kolay sönmeyen yangınların çıktığı tribünler. Ve en iyisi yazmayı burada bırakayım. Malum göt korkusu hakim.
Bu arada ülke futbolu adına limitsiz hareket eden TFF ve yöneticileri bir şeyi idrak etseler iyi olacak. Onlar bu ülkede topun, futbolun, futbolcunun, teknik direktörün, yöneticinin, taraftarın( sakın haa) patronu değildir. Olsa olsa bir dönem için yetki almış memurudur.