Milliyet gazetesine konuşan Özdemir, “Benim işim kulüplerle. Bu işte muhatabım kulüpler. Antrenörler gelip geçici. Maalesef kulüplerimizde bugün varlar, yarın yoklar. Kalıcı olan kulüplerdir. Ben tüm kulüplerimizle yazıştım. Onların görüşlerini ve isteklerini aldım. O danışma sürecinden sonra biz TFF Yönetim Kurulu olarak gelecek sezondan itibaren “yabancı futbolcu ve oyuncuların uygunluğu esasları”nı belirledik. Bu adımdan geri dönüş yok!” ifadelerini kullandı.
Yukarıdaki paragrafı ajansspor.com sitesinden kopyalayarak alıntıladım ki aktarırken anlamda kaydırma yapmış olmayım. Bu veciz sözlere halel gelmesin.
Türk futbolunun hancısı Nihat Özdemir buyurmuş ki antrenörler yolcuymuş. Değişik bir önerme tabii nereden baksan. Zira kendisinin futbol geçmişi nedir bilmiyorum ama şu anda Türkiye Süper Ligi’nde görev yapan en genç teknik direktörün dahi en az 30 yıllık bir futbol geçmişi vardır oyunculuk dönemiyle birlikte. Bazılarının ise belki 30-40 seneye yaklaşan bir teknik sorumluluk dönemi. Evet hepsi belki aynı takımlarda görev almazlar sürekli. Ama bu insanlar profesyoneldir ve gittikleri her kulüpte dinamikleri yaşarlar, ortamın bir parçası haline gelirler. Kulüp vücudunun önemli bir uzvu olurlar. O camiaların çoğu zaman ağzı, dili olurlar.
Bu insanlar yok sayılarak bir karar verilemez. Hele bu insanları yok saydığını söylerken adres olarak kulüpleri göstermek ise komikliğin daniskasıdır. Zira kulüpleri ne oluşturur?Kulüpler nasıl birer organizmadır?
Kulüpleri muhatap alırım derken başkanları kastediyorsan cümleyi net kurmalısın, Nihat Bey. Ama kuramazsın. Çünkü o zaman o başkanlardan pek çoğu çıkar ve sana bizim görüşümüz alınmadı cevabını verir.
İşin aslı aldığın tamamen yanlış ve kesinlikle er-geç değişecek kararı, Türk futbolunun en önemli figürüne bulaşarak bulandırmaya çalışıyorsun ama gören göz bunu yemiyor. Bu alınan karar nasıl alınmıştır, bu karar alınırken futbol emekçilerinden kimlerin görüşleri alınmıştır?
Sadece menajer ve küçük anadolu kulüplerinin kasasını kısa vadede doldurmaya yönelik olan bu karar külliyen bir fiyaskodur.
Gönül ister ki; 3 büyükler bu oyuna gelmesin ve her şeyi göze alarak aralarında bir protokol yaparak iç transferde TL anlaşma yapacaklarını bonservis için misal 3.000.000 yıllık ücret içinde 1.500.000 TL üzerine çıkmayacaklarını açıklasın.
O zaman bu karar tokat gibi insin alayına. En fazla almazsın dışarıdan topçu. Sende oynatırsın Rıdvan, Yunus, Faruk’u. Ve o zaman görürüz bu çocukların Mert’ten, Hakan’dan bir eksikliği olmadığını. Ama çok zor bu tabii.
Yazıyı bitirirken içimde kalmasın; bir telefonla iş başı yapıp yine bir telefonla masadan kalkacak birisinin hancı-yolcu raconu kesmesi çok komik oluyor.