son 15 sezondaki 9. yabancı kuralı değişikliğimiz yürürlüğe girdi. Vatana millete, yavru vatan Kıbrıs’a hayırlı olsun.
Tarık Çamdal, Alper Potuk ve daha nicelerinin kulakları çınlasın. Avrupa’da dikiş tutturamayan nice türk menşeili veya birkaç yüzbin euroya top oynayan onlarca gurbetçi çocuğunda gözü aydın olsun. Artık banka hesaplarında milyonlarca euroları olacak.
Öyle ya, eğer Freiburg, Hoffenheim, Augsburg vs. yardırmaya devam etseler bu paralar kazanılır mıydı? Şimdi gelsin İstanbul geceleri, gitsin Mercedes G serileri.
Neymiş Türk futbolcusunun önü açılıyormuş. Hadi oradan. Türk sporcusunun önü en çok hangi dönemde açıldı, bir bakın bakalım. En çok avrupa transferi ne zaman gerçekleşti, bakın bakalım. Cengiz, Çağlar, Ozan, Merih neyin meyvesi bakın bakalım.
Arkadaşım, yerli yabancı yoktur. İyi ve kötü vardır.
Benim diyelim 200.000 TL param var. Ben bu paranın alabileceği en iyi arabayı alırım. Eğer benim yabancı diye bir takıntım veya yerli diye bir saplantım varsa, bu bana hata yaptırır. Kazık yerim. Soluğu serviste alırım. O 200.000 TL olur bana 230.000 TL. Sonra da satamam 180.000’e. İşte tam bu hesap.
Hani olur inşallah diyelim. Yerli ve milli otomobil yapılacak. O otomobilin yapım aşamasında tüm yabancı arabalar yasaklandı mı? Veya mesela sadece 200.000 yabancı araç satılabilir dendi mi? Veya Yerli malı rulman üretimini desteklemek için yabancı rulman alımı yasaklandı mı? Veya Türk dilinin korunması için yabancı dil yasaklandı mı?
Çok absürd geliyor değil mi bazı örnrekler. Evet, bence de.
Arkadaş, Bu ülke çocuğunun başarılı olmasını istiyorsan rekabete sokacaksın. Dizine gelmeyen top havuzunda yaşından küçük çocuklarla oynatıp o çocuğa ben güçlüyüm algısı verirsen okula başladığı gün ne olduğunu şaşırır.
12 yaşındaki oğlumun katılmasından en mutluluk duyduğum yarış her sene 25-30 ülkeden 400’ün üzerinde sporcunun katıldığı BIOR ( Bodrum International Optimist Regatta).
Böylece benim oğlum yabancı ülkelerden çocuklardan bir farkı olmadığını, onlarla aynı şartlarda, eşit haklarla rekabet edebildiğini, arkadaş olabildiğini, aralarındaki tek farkın istemek, azmetmek ve çalışmak kaynaklı olduğunu görüyor, yaşıyor.
Peki TFF neden bu ülkenin gençlerine bunu yaşatmak istemiyor?