Öyle değil mi? Aynen bu sözlerle gelmişti Türk spor yönetiminin devrimci başkanı göreve. Daha seçim aşamasında bir rüzgar esmişti ki sadece Fenerlisi değil, Beşiktaşlısı, Galatasaraylısı mest olmuştu. Tam da ülkedeki seçimlerle örtüştüğü için heyecan katlanmış, sanki insanlarda umut artmış. Köhne, iptidai, yoz yönetim bitti. İnsanlar çağdaşlığı hak ediyor ve bu Fenerbahçe ile başladı, zannetmiştik.
Sonra siyasi cephede tokat geldi. Çok geçmedi. Sportif tokat geldi. O günden beri gelmeye devam ediyor.
Ve üzücü olan gelen tokatın sebebi saha sonuçları değil. Uzaklaşılan vizyon, ortaya konacağı düşünülen değerler, hedefler. Kurumsallaşma adı altında inasnlık ve samimiyetten uzaklaşma. Kulübün hakkını korumak adı altında korkunç bir kibir.
Benim hangi takımı tuttuğum ortada. Açıkcası neticeye bakarsak memnun olmamak mümkün değil. Bakıyorum, görüyorum ve biliyorum bunlaradn bir cacık olmaz. Ama bir yandan içim acıyor. Bu futbol kültürünün hep galip çıkması can yakıyor. Hiç mi adam olmaz bu çarkta diyorum. Elbette kusursuzluk mümkün değil ama çaba göstermek mümkün. Bu kadar kör gözün parmağına hatalar neden yapılır?
Sadece bu sezonu örneklendirsek inanın 200 sayfalık roman olur. Dolayısıyla gerek yok ama şunu net söylemek lazım pandemi varolan defoları çok net yüzümüze vurdu. Kim olduğumuzu ortaya çıkardı. Samimiyetimizi, aslında kim olduğumuzu, zaman içinde neye dönüşebileceğimizi bizlere anlattı. Tabii görmek isteyenlere.
Misal
-Hasan Kartal bacağında iki kırık olan bir sporcu için ”Allah’ın sopası yok” dedi.
-Ali Koç Obradoviç’e demir doğramacıda çalışan ama kapris yapan kaynak ustası muamelesi yaptı. Adam ayrıldı.
-Beşiktaş’ta 2 aktif futbolcu testi pozitif çıktı. Daha 1 ay önce atıp tutan TFF ses çıkartmıyor. Futbolcular karantinaya alındı. Diğerleri bugün maça çıkacak.
-Hakem hataları standartsız bir şekilde yapılmaya devam ediyor. Hatayı mazur ve makul görmeyi öğrendik! Ancak iki farklı hakemi de geçtim, aynı hakem aynı kuralı iki farklı maçta farklı hatta aynı maçta iki takım için farklı hatta aynı takımda iki oyuncu için farklı uyguluyor.
-Dünyanın her yerinde olan ama en az uygulanan 6 saniye kuralı bu hafta uygulandı. Tebrikler, doğru karar. Zira aşılan süre +12 saniye. Peki aynı hakem kaç senedir bu konuda aksiyon almamış, 9 senedir. Ayrıca aynı maçta rakip takım kalecisi de süreyi geçirmiş.
-Hatalar her takım aleyhine ve lehine olurken çok garip bir şekilde ligde aleyhine hata yapılmayan tek bir takım var; Başakşehir. Acaba ”hele bir şampiyon olsunlar, şunları Katar’a çakarız. Proje takımı bu” geyiği doğru mu? Zaman göstersin.
-Türk futbolunun şu anki en büyük değeri olan Demiral’ı altyapıda gözünden kaçıran kulüp scout ekibi oluşturmayı bıraktı. Home office çalışarak hali hazırda anlaşma yapmış topçuları şu anda hangi meslek grubuna dahil olduğu belli olmayan abiye aratarak transfer ediyor. Sıkıntı yok. Mehmet Topuz, Ekici, Ozan ve bilumum topcudan alınan verim düşünülünce hayırlı olsun demek lazım.
-Sahaya takım çıkartmak için diploma kiralayan bir büyük kulüp kenarda iki abi, tribünde bir innovatör ve vizyoner ile maça çıkıyor. Sonuç maçtan çıkmayı reddeden topçu onu dövmeye çalışan abi, sahaya dalmaya çalışıp kırmızı kart gören diğer abi, maç sonu röportajında aslında hata yaptık biz kemküm diyen teknik direktör. Vahh ki vahh…
Yani bu süreç bize hiç yaramadı değil. Aslında biz hep böyleydik. Eğer bu corona illeti olmasa muhtemelen parçalı takım tüm ligi silkeleyerek yine şampiyon olacaktı. Ve diğer kulüpler şu an yana yakıla yeni sezonda onları mutlaka şampiyon yapacak kadroları kuruyor olacaklardı.
Ama bu aslında hiç bir şeyi değiştirmeyecekti. Biz bu futbol işini beceremiyoruz.