Yabancı oyuncu saçmalığı

Türk futbolunun bir türlü içinden çıkamadığı onlarca açmazdan biridir, yabancı oyuncu. Ligin başında, sonunda, gol krallığında yabancı bir oyuncu olduğunda, milli takım iyi sonuç aldığında, milli takım kötü sonuç aldığında, 16 yaşında bir türk oyuncu kadroya girdiğinde hep ısıtılır gündeme gelir.

Çünkü türk medyası konu sıkıntısı yaşar. Aslında açık konuşmak gerekirse taraftar sahaya çıkan kadronun yüzde kaçının yabancı olduğunu, kaç tanesinin 30 yaş üstün olduğunu, kaç tanesinin kiralık olduğunu, kaç tanesinin free agent olduğunu bilmez, umursamaz. Taraftar önce arma odaklıdır. Koşan, kayan, kavga eden adam ister. Gol atan, top tutan, itiraz eden , isyankar adam ister. Gerisi hikayedir. İstatistikler teknik adamların, bilançolar yöneticilerin işidir.

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyerek devam edeyim; yerli-yabancı yoktur, iyi-kötü futbolcu vardır.

Eğer bu ülkede Aurelio gibi bir adam milli takıma girmişse çok fazla konuyu eşelememek gerekir. Ne yapmıştır misal Aurelio? Bol geri pas, daha da bol yan pas. Taa ki daha çok yapan Topal gelene kadar. Ülkenin futbola bakışı budur.

Sabri 18 yaşında formasını giymeye başladığı Galatasaray’dan nebze iyileşme ve ilerleme göstermeden ayrılıyorsa yabnacı oyuncunun suçu nedir? Sabri hayatı boyunca Sneijder, Drogba, Kewell, Muslera, Baros, Ujfalusi gibi adamlara kaptanlık yapmıştır mesela komik ve ironik değil mi?

Ya 25 yaşında Semih’e Genç ünvanıyla seslenmek. Necip’ten hala bir şey olmasını ummak. Gencecik bir fidanken Messi nidalarıyla yıkayıp yağladığımız Muhammed’in amatör küme kapısına kadar giden yolculuğu.

Biz çocuklarımızı yabancı rekabetinden kaçırarak başarıya ulaştıracağımızı düşünüyoruz. Öyle mi? Burada takımında alt edemediği, geçemediği adamı milli maçta nasıl geçecek? Tam tersine daha çok kaliteli, güçlü yabancı için şartlar getirilsin. Misal eğer transfer FIFA sıralamasında ilk 15 ülkeden yapılmıyorsa son 2 sene içinde %70 milli maç kotası gelsin. Her kadroya altyapıdan 2 oyuncu şartı gelsin. En az bir tanesinin mutlaka oynama zorunluluğu gelsin. Ama öyle başka yerden geril alınma 26-27 yaşında ( Semih Kaya) değil. 20 yaşında zımba gibi çocuklar olsun.

Mutlaka futbolun akil insanları, bu iş için milyon eurolar alanlar, benden iyi düşünüyorlardır. Sadece bu işi yapıp mandıra filozofluğu üzerinden ahkam kesenlerde cabası.

Benim bildiğim tek şey; tatlı suda yelken yapıp okyanus ötesine niyetlenemeyeceğin. O dalgaları tokat gibi yiyeceksin ki suratına. Zorlukları yaşarken hazır olacaksın.

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın